Duyurular Haberler Türk Eğitim-Sen Nevşehir

TES. Nevşehir İl Başkanı Tayfur Urgenç; Toplu Sözleşme Süreci Fiyasko ile Sonuçlanmıştır.

TES. Nevşehir İl Başkanı Tayfur Urgenç; Toplu Sözleşme Süreci Fiyasko ile Sonuçlanmıştır.

Urgenç; Memur ve memur emeklisi;  Hükümet, yetkili sendika, hakem kurulu üçgeninde enflasyon karşısında ezilmiştir. Dedi.

Türk Eğitim Sen Nevşehir İl Başkanı Tayfur URGENÇ yaptığı değerlendirmede; 5. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri çerçevesinde görüşmelerini sürdüren Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararını verdi. Kamu çalışanlarında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Çoğu atanmışlardan oluşan hakem kurulu noterlik makamının ötesine geçememiştir. Objektif bir değerlendirme yapamamıştır. Memur ve memur emeklisi;  Hükümet, yetkili sendika, hakem kurulu üçgeninde enflasyon karşısında ezilmiştir. 2020 yılı için 1.altı ayda %4,  2. Altı ayda %4, 2021 yılı için 1.altı ayda %3, 2.altı ayda %3 olmak üzere 2 yılda toplam % 14 yani ortalama %3,5’luk bir zam yapılması emekçileri hayal kırıklığına uğrattı.  Hakem Kurulu’nun verdiği bu karar ekonomik gerçeklerle karşılaştırıldığında hem bu karara sebep olanlar hem de toplu sözleşme sürecini sulandıran yetkili konfederasyon kamuoyu vicdanında sorgulanacaktır.

Çalışanların problemleri masaya taşınamadığı gibi ekonomik olarak ta hüsranla sonuçlanmış. Çalışanların problemleri görünmezden gelinmiş, 2021 yılına ertelenmiştir.  Sözleşmelilere kadro, Cumhurbaşkanının söz verdiği 3600 ek gösterge, vergi dilimi adaletsizliği, yardımcı hizmetlilerin sorunları, mülakat uygulamasına sona ermesi gibi konularının bile görüşülmediği bir toplu sözleşme süreci bize göre tiyatro oyunundan başka bir şey değildir. Toplu sözleşme 5.döneminde de fiyasko ile sonuçlandı.

 

Her ne kadar toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamamış olsa da doğru bir pazarlık stratejisinin yürütülmemesi, taleplerin pazarlığa ve tartışmaya açılmaması, memur sorunlarının çözümü yerine yetkili sendikaların kasalarını doldurma peşine düşerek dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde kabul görmemiş dayanışma aidatı konusuna saplanıp kalmaları, üzerinde anlaşılan ve anlaşılamayan konuların dahi sürüncemede kalması sonucunu doğurdu. Elbette Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun Hükümet ağırlıklı yapısıyla sendikaların beklentilerine uygun bir karar vermesi beklenemezdi; nitekim beklenen oldu ve dağ fare doğurdu. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun kararı çalışanların, emeklilerin ve yakınlarının ekonomik ve özlük haklarına ilişkin sıkıntıları çözmekten uzak kaldı.

2012 yılından beri yaşadığımız tecrübeler, 4688 sayılı Kanun’a ilişkin çekincelerimizde ne denli haklı olduğumuzu bir kere daha ortaya koydu. Bu hali ile ve mevcut yetkili sendikaların bu tutumu ile toplu sözleşme görüşmelerinin kamu çalışanlarına somut kazanımlar sağlayacak bir yapısı bulunmuyor. Yetkili sendikaların dahi kendi hizmet kollarında bulunan memurlara ilişkin ücret pazarlığında söz hakları yok. Maaş zamları, yalnızca konfederasyon başkanının imzası ile karar altına alınabiliyor. Diğer sendika ve konfederasyonların karara itiraz etme hakkı da bulunmuyor. Dolayısıyla bu sistem milyonlarca çalışan, emekli ve yakınlarının kaderini yalnızca Bakan ve yetkili konfederasyon temsilcisi yani iki kişi üzerine kurguluyor.

Öyleyse bundan sonra yapılacak ilk iş toplu sözleşme sürecini katılımcı ve sonuç alıcı bir noktaya taşımak olmalı. Toplu sözleşmede kamu görevlilerinin geniş bir şekilde temsil edilmesi, kamu görevlileri heyetinin çoğunluğuna bağlı bir imza sistemine geçilmesi, itiraz mekanizmalarının yeniden düzenlemesi olmazsa olmaz değişiklikler olarak karşımızda duruyor. Bunun yanında kamu görevlilerinin geneline ilişkin toplu sözleşme ile hizmet kolu toplu sözleşmelerinin birbirinden ayrılması ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun da eşit temsile dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerekiyor. Aksi halde bu sistem ve bu yetkili sendikalarla daha çok hayal kırıklıkları ve daha çok fiyaskolar yaşamamız kaçınılmaz görünüyor”